Risk Yönetimi Nedir?

0 8

Risk Yönetimi Nedir?

Hayatımız boyunca sürekli olarak riski yönetiyoruz. Basit işlemler (araba sürmek gibi) veya daha karmaşık işlemler (yeni bir sigorta planı veya tıbbi plan oluşturmak gibi) için kullanıyoruz. Özünde, risk yönetimi, risklerin tanımlanmasını ve bunlara yanıt verilmesini içerir.

Birçoğumuz günlük faaliyetlerimizde bu riskleri bilinçsizce yönetiyoruz. Ancak, finansal piyasalar ve kurumsal yönetim söz konusu olduğunda, risk değerlendirmesi çok önemli ve üzerinde düşünülmüş bir uygulama haline gelmektedir. Ekonomide risk yönetimini, bir şirketin veya yatırımcının herhangi bir işin doğasında bulunan finansal riskleri nasıl yönettiğini belirleyen genel bir çerçeve olarak tanımlayabiliriz.

Tüccarlar ve yatırımcılar için çerçeve, kripto para birimleri, döviz, emtialar, hisse senetleri, endeksler ve gayrimenkul gibi birden fazla varlık sınıfının yönetimini içerebilir. Birçok farklı finansal risk türü vardır ve bunlar farklı şekillerde gruplandırılabilir. Bu makale risk yönetimi sürecini özetlemektedir. Ayrıca, tüccarların ve yatırımcıların finansal risklerden kaçınmasına yardımcı olacak bazı stratejiler de listeler;

Risk yönetimi nasıl çalışır?

Risk yönetimi süreci çoğunlukla beş adımdan oluşmaktadır. Hedef belirleme, Riskleri belirleme, risk değerlendirmesi, tepkileri belirleme ve takip etme. Fakat farklı bağlamlarda bu adımlar büyük ölçüde farklıklar gösterebilmektedir

Hedef belirleme

İlk adım başlıca hedeflerin neler olduğunu belirlemektir. Bu genellikle şirketin ya da bireyin risk toleransı ile ilişkilidir. Diğer bir deyişle, hedeflerine ulaşabilmek için ne kadar risk almaya istekli olduklarını dahil eder.

Riskleri belirleme
İkinci adım, potansiyel risklerin ne olduğunu belirlemek ve tanımlamaktır. Bu adımın amacı, olumsuz bir etkisi olacak herhangi bir olayı keşfetmektir. İş dünyasında bu adım, doğrudan finansal risklerle ilgili olmayan içgörüler de sağlar.

Risk değerlendirmesi
Riskleri belirledikten sonraki adım, bu risklerin tahmini insidansını ve ciddiyetini değerlendirmektir. Ardından riskleri önem sırasına göre sıralayın. Bu, uygun bir yanıt oluşturmayı veya benimsemeyi kolaylaştırır.

Tepkileri belirleme

Dördüncü adım önem seviyelerine bağlı olarak her tür risk için tepkileri belirlemekten oluşur. Olumsuz bir durumun ortaya çıkması halinde nelerin yapılacağı belirlenir.

Takip etme

Risk yönetimi stratejisinin son adımı, ortaya çıkan durumlara verilen yanıtın etkinliğini izlemektir. Bu genellikle sürekli veri toplama ve analiz gerektirir.

Finansal Risklerin Yönetimi

Bir stratejinin veya iş ortamının başarısızlığının arkasında farklı nedenler olabilir. Örneğin, tüccarlar panik satış veya vadeli işlem sözleşmesi pozisyonlarına elverişli olmayan piyasa hareketleri nedeniyle duygusallaşabilir ve para kaybedebilir. Duygusal tepkiler genellikle tüccarların orijinal stratejilerini görmezden gelmelerine veya terk etmelerine neden olur. Bu, özellikle ayı piyasaları ve teslimiyet dönemlerinde belirgindir. Finansal piyasadaki çoğu insan, uygun bir risk yönetimi stratejisine sahip olmanın başarıları üzerinde büyük bir etkisi olduğu konusunda hemfikirdir. Pratikte bu, zararı durdur veya kâr teklifi almak kadar basittir.

Güvenilir bir ticaret stratejisi, tüccarların herhangi bir durumla başa çıkmak için daha hazırlıklı olmaları için olası değişikliklerin net bir listesini sağlamalıdır. Ancak daha önce de belirttiğimiz gibi, riski yönetmenin birçok yolu vardır. İdeal olarak, bu stratejiler sürekli olarak gözden geçirilmeli ve ayarlanmalıdır.

Aşağıda bazı finansal risk örnekleri ve bunlardan nasıl kaçınılacağına dair kısa bir genel bakış bulunmaktadır.

• Piyasa riski: Her bir alım satım işlemi için stop-loss emrinin verilmesi, bu sayede daha büyük kayıplar oluşmadan önce pozisyonların otomatik olarak kapanmasıyla riski minimize etmektir.
• Likidite riski Bu risk, yüksek hacimli bir piyasada işlem yaparak önlenebilir. Piyasa değeri yüksek olan varlıklar genellikle daha likittir.
• Kredi riski: Güvenilir bir borsa aracılığıyla alım satım yapmak bu riski azaltabilir, böylece borç alan ve borç veren (veya alıcı ve satıcı) birbirine güvenmek zorunda kalmaz.
• Operasyonel risk: Yatırımcılar, yatırım portföylerini çeşitlendirerek ve bireysel projeler veya şirketler tarafından oluşturulan riskleri ortadan kaldırarak operasyonel riskten kaçınabilirler. Ayrıca, operasyonel zorluklar yaşama olasılığı düşük olan şirketleri bulmak için araştırma yapabilirler.
• Sistemik risk: Portföy çeşitlendirmesi yoluyla da bu risk azaltılabilir. Ancak bu durumda farklı teklifleri olan projeler veya farklı sektörlerden firmalar çeşitlendirmeye dahil edilmelidir. Alaka düzeyi düşük olanları seçmek en iyisidir.

 

Son fikirler

Bir alım satım pozisyonu açmadan veya bir portföye fon aktarmadan önce, alım satım yapanlar ve yatırımcılar risk yönetimi stratejileri geliştirmeyi düşünmelidir. Ancak, finansal risklerden tamamen kaçınılamayacağını hatırlamak önemlidir.

Risk yönetimi genellikle riskin nasıl yönetileceğini belirler, ancak elbette riskten kaçınmaktan daha fazlasıdır. Ayrıca kaçınılmaz riskleri en etkin şekilde yönetebilmek için stratejik düşünmeyi içerir. Başka bir deyişle, bağlam ve stratejiye dayalı olarak riskleri tanımlamayı, değerlendirmeyi ve izlemeyi de içerir. Risk yönetimi süreci, en karlı pozisyonlara öncelik verilebilmesi için risk/ödül oranını değerlendirmeyi amaçlar.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.